Bugun...
İki Kıta Arasına Üçüncü Gerdanlık


Erdem Kertişçi Siyaset
er.kertisci@gmail.com
 
 

facebook-paylas
Tarih: 27-08-2016 10:25

 

Takvimler 1900’lü yılların başını gösterirken, Yıldız Sarayı’nın üst salonunda meşe ağacından yapılmış bir masanın üzerindeki notları ile uğraşan; hasta adam dedikleri Devlet-i Aliye-i Osmaniye’nin hasta olmadığına inanmış bir adam duruyordu. Kahveci başının getirdiği acı kahve kaçıncı kez sunulmuşken huzuruna, Hicaz Demir Yolu’nun ortadan kaldırmaya niyetlenenlere inat, elinde atası Sultan Abdülmecit’ten kalma bir çizimle devletinin bekası ve tebaasının refahı için durmaksızın çalışıyordu.

Yıldız’ın denize bakan pencerelerinin birinde otuz dördüncü Türk padişahı Abdülhamid Han, var olan toprağını bir o kadar daha ilave edileceğini bilse bile “Filistin’de size bir kurabiye miktarı yer vermez” nidalarıyla bekliyordu. İngiliz seferine verdiği nota, birilerinin boğazına düğümlenmiş olacak ki Selanik’e gidecek olan at arabası kapıda beklemekte; o ise masanın üzerindeki asırlarca tarihi eser vasfıyla müzede saklanmak kaderi olmuş olan bir deri tabakada resmedilmekten öteye gidememiş bir emanet vaziyetindeydi.

Ve yıl 2014’ün başı…

Yıldız’ da ki meşe ağacından yapılmış masa yine aynı hayat karesinde, fakat Devlet i Aliye-i Osmaniye değil, Türkiye Cumhuriyeti olmuş toprakların başbakanlık ofisinde yaşanıyordu. “Ayağa kalkamaz” ve “Yine zamanın Konstantini ile Roma’sına başkent olur” diyenlerin inadına, ecdadından gelen güce inanmış bir adam…

Askeri darbelerden fırsat bulunup da halka hiç geçmemiş bir egemenlikte, bir iki kıta mısra okuduğu için pınar hisara gönderildiği günler aklında olan o adam, kapısı çalınıp içeri girenleri atalarından kalmış bir tarihi eseri müzeden kaldırıp hayata geçirmelerini söylediğin de yine kimseleri inandıramamış.

Yıldız’daki meşe masanın üzerinde Fetih Suresi her daim açık bir UZUN ADAM

Devlet-i Aliye’den kalan hatıraya Marmaray deyip hayat verdiğin de gözünü nicelerine diktiği aslında belli olan; 2015’li yıllarda 13 yılın yorgunluğu ve çileleriyle milletinin beş tepeye taşıdığı adam…

Sevdasının Türkiye olduğunu halkının yürekten inandığı Atası Abdülhamid’in kurabiye miktarı toprağını vermeye rıza göstermediği Filistin’den köklerini çekmeyenleri düşünmeden “ONE MINUTE!” demiş olmanın bilinci ve sorumluğu ile yüzyıllara hedef okuyan…

Duyun-u Umumi ’den bu yana borçlarıyla uğraşan bir milleti borç para verebilecek konuma taşıyan ve bir gün tüm güçler darbe çığırtkanlığı yapsa da dersi âdetin en önemli noktasında Yavuz Sultan Selim Han’ın adı ile köprü inşa etmekten geri kalmayan…

Koskoca dünyada bir ülke etrafı ateş çemberi olan savaşların, egemenlik kavgalarının büyük devletlerin demokrasi getirme iyi niyetlerinin arasın da kalmış Türkiye ve bu ülke de bir adam…

1900’lü yıllarda aynı yerde, aynı masada, aynı hayalleri kuran ecdadından daha büyük hayalleri, millet sevdasıyla 2023’e adım adım koşarken önünü ağaç sevdalılarınca(!), “İfade Özgürlüğümüz” diyerek vatana ihanet edenlerce ve aynı secdeyi paylaştığı halde korkusu olmayanlarca defalarca önü kesilen…

Abdülhamid’den kalma yadigârı emanet bilip İstanbul’u üçüncü köprüsüne kavuşturan ve YAVUZ gibi gücüne güç katacak bir ad veren...

Osmanlı padişahlarının dokuzuncusu, halifelerin yetmiş beşincisi II. Beyazıt’ın oğlu, Kanuni Sultan Süleyman’ın babası, dedesi ise Fatih Sultan Mehmet olan…

Karadan, denizden hatta havadan geçenlerin bile bu topraklarda kanı akanları ve gerçek sahibini hatırlayacak olmalarına, vesile olan…

Filistin’in, Endonezya’nın, ,Kanada’nın, Yunanistan’ın secde kokan kısımlarına güç katacak olan…

Ve yıl 2016…

Temmuz ayının 15. gecesi, günlerden Cuma’yı gösterirken Yıldız’da ki meşe masasının üzerinde Fetih Suresi her daim açık olan Uzun Adamın belki de en uzun gecesi. “Kardeşlerim” diyerek hitap ettiği toprağına, milletinin canına ve namusuna vatanına kardeş bildiği hainlerce saldırıya kalkan vatan hainlerinin (FETÖCÜLERİN) darbeye teşebbüs gecesi.

Müslüman topraklarında küffar savaşı her gün binlerce canı alırken, bu coğrafyanın en güçlü kalesi Türkiye ve o kalenin en güçlü lideri Erdoğan 15 Temmuz’a gömülmeye kalkışıldı. Şahlan Türk milleti sağlam iman gücü ve inanmış dava arkadaşları bu hesapta yoktu.

Şimdi bize mesele darbe değil, siyaset değil. Mesele Osman Gazi değil, mesele din değil, mesele laiklik değil…

Anlamadınız mı?

Mesele güçlenen Türkiye, mesele 2023. 2023’e giden yolda tamamlanan ideal, şer odaklarına karşı dik duruşumuz güçlenmeye adım adım yaklaşma halimiz: 

“İşte bu iki beton yığınıyla kalır” manşetlerini ve söylemlerini esirgemeyen, yaptırıma zelzele olabilecek her türlü çabayı gösteren, insanlıktan nasibini almamış yüreklere ateş düşürenlere, aziz milletimize zarar verenlere rağmen Hoş geldin!

Hayra vesile ol, Hayırlı ol…





YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEMDEN BAŞLIKLAR
YUKARI